Film Müziğinin İşlevleri Ve Kullanımı

Philip Tagg, Polonyalı müzikolog Zofia Lissa’nın (Ästhetik der Filmmusik Berlin, 1959) sistematize ettiği, „müziğin filmdeki yirmi işlevini’ yeniden uyarlayıp gruplandırmış ve bu „işlevlerin’’ iç içe geçmiş olarak birbirlerini kapsayacak şekilde işlev gördüğünü belirtmiştir. Belirli kaynaklarla birlikte bu uyarlamadan da destek alarak, filmlerimizde kullanılan müzikli sahnelerin görüntüyü destekleyecek şekilde kullanılıp kullanılmadıklarını ve de çeşitli işlevler yüklenmiş olarak anlam üretimine katkıda bulunup bulunmadıklarının tespitine yönelik bir değerlendirme yapılacaktır.

Bu işlevler bağımsız şekilde işlev yükleneceği gibi, birbirini dışlamaz bir özellik de taşıyabilmektedirler (Tagg, 2004: 2-6).

Temel İşlevler
1 – Hareketin vurgulanması

Filmdeki eylemlerle ilgili olarak koşmak, eğilmek, dönmek, uçmak, vurmak, bıçaklamak, ileri geri sakin, yavaş, aniden vb. yürümek, atın hızlı yürüyüşü gibi görsel ya da işitsel hareketlerin müziksel olarak vurgulanmasıdır (Tagg, 2004: 1). Hareketleri verme amacı taşıyan kullanıma “Mickey Mousing’ tekniği denmektedir. Bu teknik Max Steiner tarafından özellikle çizgi filmler için geliştirilmiştir ancak Steiner bu tekniği ayrıca normal filmlere de uyarlamıştır. Müzik mümkün olduğunca perdede olan her şeyi taklit etmeye çalışır. Diğer bir ifadeyle mickey mousing tekniği, ekrandaki her hareketin müzikal karşılığını vermek anlamına gelir. Örneğin perdedeki karakterin ayağı kayar ve düşer, burada yaylı sazlar bir “glissando” yapar ve bu düşüşü sesle taklit eder. Karakter gözlerini kırpar, yaylılar “pizzicato” vs. ile bunları aynı anda seslendirir. Karakter öksürür, öksürme sayısınca trombon “stacatto” ile taklit eder vb.

2- Gerçek seslerin vurgulanması
Yağmur, rüzgâr, adım, nal sesi, makine sesi, çığlık, iç çekişi, kahkaha,
kapının çarpması gibi seslerin müzikal bir üslup ve tarzda vurgulanmasıdır.

3- Bölgenin/mekânın temsili
Belli bir kültürel, fiziksel, sosyal ya da tarihsel çevrenin izleyiciye tanıtılması
amacıyla müziğin kullanılmasıdır:
– Fiziksel, etnik olarak: Japon, orman, Kızılderili, Paris, kasaba, uzay,
laboratuvar, sualtı, vb.
– Toplumsal olarak: Üst sınıf, orta sınıf, halk tabakası vb.
– Tarihi olarak: Antik çağ, Barok çağ, bir dönemin sonu (fin-de-siecle)22 veya
geleceğin temsili.

4- Kaynağı belli müzik
Müziğin geldiği kaynak eğer aynı kurgusal gerçekliğin bir parçasıysa, bu durumda film müziği kaynağı belli müzik olur. Kaynak müzik, sahnede (varsa) karakterlerin işittiği müzik olarak düşünülebilir ve sahnede yer alır. Kaynak müziğin ses kaynağı ekranda görülebilir; örneğin yürüyen bir bando grubu, gece kulübündeki caz grubu, ninni söyleyen anne, konser, kilise orgu vb. Ancak sesin geldiği kaynak araba radyosu ya da açık bir televizyon, havaalanında çalan rahatlatıcı müzik gibi görünmez de olabilir.

5- Açıklayıcı/Yorumlayıcı olarak kullanılan müzik
Görüntüyle müzik arasına bir mesafe ya da karşıtlık koyarak, görüntüler üzerine yorum yapılması/düşündürülmesi için müziğin kullanılmasıdır. En sık kullanılan müzikle yorumlama tipi ise ‘zıtlık’tır (counterpoint). Yani görsel eylemin çağrıştırdığı dünyayla çelişen bir müziğin kullanılmasıdır. Örneğin patlayan bir bombanın sayısız insanı öldürmesine karşılık ‘tatlı/neşeli’ bir müziğin kullanılması veya bir aşk sahnesinde ‘ürpertici’ bir müziğin kullanılması gibi. Bir başka müzikle yorum tipi de, yeni bitmiş olan bir dizi olaya duygusal boyut katan bir müziğin kullanılması/sahnelenmesidir. Bu kullanım aşağıda belirtilecek diğer ‘sonraki olayın tahmin edilmesi’ işlevinin zıddıdır (Tagg, 2004: 2-6). Besteciler görsel imgeye paralel ya da zıt (counterpoint) 23 olmasına göre film müziğini iki gurup altında ele almaya çalışmışlardır. ‘Paralellik ve zıtlık kavramları her besteci için farklı anlamlar taşımıştır. İki teknik de hâlâ kullanılmakla birlikte etkileri büyüktür fakat en yaygın olanı paralel kullanımdır. Paralel müzikte müziğin ritmi, genelde filmin ritmiyle uyum içindedir. Kovalamaca sahneleri hızlı tempolarla, durgun sahneler ağır tempoyla verilir. Perdedeki görüntü ve müzikle desteklenen psikolojik etki sayesinde, seyirci, filmdeki akış hızına kendini daha iyi ayarlayabilmektedir. Paralel müzik belirtilen etkilerin dışında karakterlerin ruh halini ve o anda yapılan hareketleri destekleyerek seyirciye aktarma çabasındadır (Konuralp, 2004: 91-97).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir